Küfür


Çocuğun adı Recep. Hayatımda kendisine küfrettiğim ilk insan. Süt çocuğunun teki. Tırsak, salak ve sıkıcı bir çocuk. Mahallede diğer tüm çocuklar beni dövebildiği ve bunu her fırsatta yaptıkları için ben de istemesem de Recep’le arkadaşlık ediyordum. Okula falan gittiğimiz yok, o derece küçüğüz. Kafamız kendiliğinden güzel o zamanlar, aklımızdan geçenlerin yarısı hayal diğer yarısı masal. Mutluluk dediğin, kedinin kuyruğunu yakalamak, bulaşık deterjanından balon yapmak, bilemedin leblebi tozundan boğulmak. İşte bu ruh halinde bile beni kızdırmayı ve sinirlendirmeyi başaran bir çocuktu bu Recep. Bir gün öğleden sonra, bizim ev kalabalık. Benim teyzem olmayan ancak teyzemmiş gibi yapmak zorunda bırakıldığım aslında annemin teyzesi olan bir sürü kadının bizim evde olduğu bir gün. Evdeki acayip muhabbetlere dayanamayıp atmıştım kendimi sokağa. Recep de sokaktaydı. Dedim ki gel, top oynayalım. Beşer şut çekelim. Önce sen kaleye geç sonra ben. Dedim ya zaten evvelden gıcığım Recep’e, uyuz oluyorum. Yok efendim hava daha çok sıcakmış da, bu saate top mu oynanırmış da, ilk o kaleye geçmezmiş de, beş tane değil üç tane şut atalımmış da. İşte o an dedim ki Recep’e, Recep bi s.. git. Hayatımda ilk kez sesli olarak birine küfür etmiştim. Çok acayip heyecanlanmıştım. Biliyorum ki bu Recep gidip küfrettiğimi annesine söyleyecek. Annesi de benim anneme küfrü yetiştirecek. İşte bu yüzden ilk küfrüm sonrası doğruca eve gittim. Solana girdim. Anne dedim. Ben Recep'e bi s.. git dedim. Teyzeler bana acayip acayip baktı.

Okunmaktan eskiyen yazılar